Wednesday, July 15, 2009

Metin gibi olabilmek

BU YAZI EVRENSEL GAZETESİ'NDE YAYINLANMIŞTIR.

Galatasaray yönetimi geçtiğimiz hafta çok anlamlı ve bir o kadar da riskli bir işe imza attı. 22 yaşındaki Arda Turan’a kaptanlığı ama ondan da önemlisi 10 numaralı formayı verdiler ve dediler ki: “Arda artık Lincoln’ün değil Metin Oktay’ın 10 numaralı formasını giyecek.”Lincoln/Metin Oktay tezatı kuşkusuz çok çarpıcı ama ben bunu biraz daha ileri götüreceğim. Arda’ya verilen 10 numara Tanju’nun, Hakan Şükür’ün (2003-2004 sezonunda 10 numara giymişti) hatta Hagi’nin giydiği 10 numaradan bile çok farklı. Üstüne basa basa söylüyorum: Arda’ya, Metin Oktay’ın 10 numarası verildi. Bunun getirdiği sorumluluk bambaşka ve eğer bu formanın hakkını verebilirse edineceği saygınlık o pek antipatik Mastercard reklamında da söylendiği gibi “paha biçilemez.”

Pekiyi, 22 yaşındaki Arda Turan bu sorumluluğu taşıyabilir mi? Bakın geçtiğimiz sezonki Galatasaray-Fenerbahçe rezaletinden sonra neler yazmışım: “Arda Turan’a herkes kızgın. Böyle davranarak Metin Oktay olamazmış. Ne Metin Oktay’ı yahu? Adamın Metin Oktay olmasını istemiyorsunuz ki. Maça küfretmek için giden bir insan Metin Oktay üzerine edebiyat parçalama hakkını kendinde nasıl buluyor? Senin futbolu takip etme sebebin Metin Oktay tarzı sporcular değil bir kere! Ha bir de şu var, Metin Oktay bugün yaşasa Metin Oktay olabilir miydi acaba? Bir yanda, Lacan’cı konuşursak “Büyük Öteki” yani sistem, onun güdümünde sporcuları “eğlendirici” değil “savaşçı” olmaya sürükleyen medya, onun da yönlendirdiği taraftar kitleleri. Bu ortamda Metin Oktay’ın, Metin Oktay olmasına izin verilir miydi zannediyorsunuz? Futbol hala eğlenceyken Metin, Metin’di. Futbol bu haldeyken de kusura bakmayın ama Arda, Arda. Sabri’yi alkışlayan, “Sabri Emre’nin anasını ...” diyen hiç kimse ağzına Metin Oktay’ı alıp edebiyat parçalamasın, komik hatta iğrenç oluyorsunuz…”

Bordeaux maçında rakibine kafa atan, Fenerbahçe derbisini liseli kavgasına dönüştüren Arda, elbette ki bu sorumluluğu taşıyamaz ama unutmayalım ki o hala çok genç ve bu gibi birkaç hatasını görmezden gelirsek Türk futbolundaki sayılı “efendi”, “aklı başında” isimden biri. Kaptanlığının açıklandığı basın toplantısındaki gururlu, mağrur ama utangaç halleri bunun en güzel kanıtıydı.

Metin Oktay, Galatasaray’ın ve Türk futbolunun en büyük şanslarından biriydi ve yarattığı muazzam saygınlığı futbolculuk yetenekleri kadar insanlığına da borçluydu. Bizler, onu ve hikâyelerini birer masal gibi dinleyebildik ancak. Kuşkusuz başka bir zamana, başka bir dünyaya aitti. “Bizi sevenleri üzmeyelim baba” diyerek tomarla parayı reddedebilecek yürekte bir insandı. Metin Oktay’ların, “Ser verip sır vermeyen” yiğitlerin, hiç tanımadığı insanlar uğruna gözü kapalı ölüme gidebilen “namlı masal sevdalılarının” yetişebildiği topraklar değil artık buralar. Toprağımız bulandırıldı, mayamızla oynandı. Öyle yiğitlerin çıkmasına artık izin verilmiyor…

Kendisini hasta Galatasaraylı olarak tanımlayan bir arkadaşım bir kere bana şöyle demişti: “Bu Metin Oktay nedir ya? Bence fazla abartılıyor!” İşte Arda Turan’ın “Metin gibi olabilme” mücadelesinde karşısına çıkacak en büyük engel bu gibi “taraftarlar”. O insanlar daha ligin ilk haftası “Arda, Fener’in anasını …” diye tezahüratlar yapacaklar buna eminim. Ve Arda’nın buna göstereceği tepki onun gerçekten Metin Oktay gibi olup olamayacağını gösterecek.

22 yaşındaki delikanlının sırtında ağır ama bir o kadar da kutsal bir emanet var. Yolu zorlu; “dâhilî ve harici bedhahları” olacak Arda’nın. Kendi taraftarları, rakip takım taraftarları, sürekli savaş isteyen medya, holigan yöneticiler… Hepsi Arda’nın Metin gibi olmasına engel olmak isteyecek. Gönül ister ki “Futbol bu haldeyken Arda, Metin gibi olamaz” diyen ben dâhil herkesi haksız çıkarsın genç kaptan ve Metin Oktay’ın şerefli mirasını bu kaypak zamana taşıyabilsin.

“Metin gibi ol Arda!” İnan, Türkiye futbolunun en çok ihtiyacı olan şey bu!

No comments: