Showing posts with label euroleague. Show all posts
Showing posts with label euroleague. Show all posts

Wednesday, July 23, 2008

Childress Şoku: Paha Biçilemez!




David Stern, NBA'in gerçek anlamda global bir lig olması adına tarihi Avrupa Kulüplerini NBA sistemine dahil etme hayalini kuradursun; yaşlı kıtanın güçlü ve zengin takımları Stern'ün tahayyüllerini umursamadıkları gibi "dünyanın en büyük ligi"'nin önde gelen atletlerine de gözlerini dikmiş durumdalar. Atlanta Hawks'un restricted(kısıtlı) free agent(serbest) oyuncusu Josh Childress, bugün itibariyle Yunan kulübü Olympiakos'a attığı imzayla basketbol tarihinde bir miladı belirlemiş oldu. Artık NBA takımları serbest oyuncularını ellerinde tutabilmek için sadece Amerikalı rakipleriyle değil Avrupalı takımlarla da mücadele etmek zorunda. Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Aslında yanıt tamamen NBA'in üzerine kurulduğu ve beslendiği sistemde gizli. Kapitalizm! Parayı veren düdüğü çalar ve NBA'de sarsılmaz sandığı hakimiyetini korumak adına bundan sonra daha radikal değişikliklere gitmek zorunda. Ve bu noktada tüm adresler salary cap ve draft kurallarını gösteriyor. Çünkü işler böyle devam ederse günün birinde gerçek bir NBA yıldızının ABD yerine Avrupa'da oynamayı tercih ettiğine de tanık olabiliriz.

JOSH CHİLDRESS VAKASI

Josh Childress'in Olympiakos'la imzaladığı anlaşma 3 yıllık ve toplam 20 milyon dolar; ki bu senelik 6.5 milyon dolara tekabül ediyor. NBA'deki salary cap sistemi gereği her kulübün belli bir bütçesi var bu bütçe yüzde 10'dan fazla aşılırsa fahiş gelir vergileri ödenmek durumunda. 2008-09 sezonu için ligin belirlediği salary cap 58 küsür milyon dolar. Atlanta Hawks'un şu andaki ücret bordrosu ise kısıtlı serbest oyuncuları Josh Smith ve Josh Childress hariç 49 milyon dolar. Bu durumda Hawks her iki oyuncusuna da salary cap'i aşsa dahi Bird Exception(*1) kuralı sayesinde hak ettikleri sözleşmeleri önerebilir ama Hawks genel menajeri Rick Sund'ın da daha önceden belirttiği gibi Atlanta'nın önceliği Josh Smith'e tanıyacağı zaten biliniyor. Josh Smith'e büyük ihtimalle 4 sene 50 milyon dolar civarı bir teklif önerilecek. Bu, ilk sene itibariyle en az 11 milyon dolar ve salary cap'in dolması demek. Bu durumda Hawks, Josh Childress'a sadece mid-level exception* sözleşmesi önerilebilir ki bu da 5.5 milyon dolar'a eşit oluyor.(zaten 6 yıl 33 milyon dolarlık bir teklif yapılmıştı) %30 vergiyi de düşersek Childress'ın senelik kazanacağı miktar yaklaşık 4 milyon dolara kadar düşüyor. Eh, Olympiakos'tan alacağı vergileri düşülmüş 6.5 milyon doların yanında sönük bir rakam. Ayrıca 25 yaşındaki oyuncu Yunanistan'da maaşını da Euro üzerinden alacak ki Euro'nun Dolar karşısındaki önlenemez yükselişi Avrupa takımlarının tekliflerini daha güçlü kılan bir başka sebep.

AVRUPA'NIN AYAK SESLERİ

Daha önceki Brandon Jennings yazımda da belirttiğim gibi bu yaz Avrupa takımları tamamen çıldırmış durumda. Her gün bir başka astronomik fiyatlı transfer dedikodusu başları döndürüyor. Daha geçen hafta Carlos Delfino, Rus Khimki kulübüyle 3 yıl 30 milyon dolarlık inanılmaz bir sözleşme imzaladı ki takımın 8., 9. oyuncusu olarak Delfino'nun NBA'de kazanacağı maksimum ücret 3-4 milyon dolar. Primoz Brezec, Juan Carlos Navarro, Bostjan Nachbar gibi isimler de bu yaz hem daha fazla para kazanmak hem de eskiden sahip oldukları yıldız statüsüne yeniden kavuşmak için Avrupa'ya dönmüş diğer oyuncular. Tabii ki bu isimler NBA yıldızı değillerdi ama hepsi de önemli rol oyuncuları olarak bu ligde kendilerine bir yer edinebilecek durumda olan isimlerdi. Ve hepsi de daha fazla para kazanmak adına çocukluk hayalleri olan NBA'i rahatlıkla bir kenara itebildiler. Önemli olan nokta aslında daha çok para kazanmak değil zira bu isimler daha fazla para için NBA yerine Avrupa'yı tercih eden ilk oyuncular değiller. Önemli olan nokta gitgide daha büyük, daha yıldız oyuncuların çok daha önemli miktarlar için Avrupa'yı tercih etmesi. Yani 2.turdan draft edilip garanti kontrat alamayan bir çaylağın Avrupa'ya gitmesi gibi bir durumdan bahsetmiyoruz. Josh Childress örneği belki de bu açıdan çok önemli. Yakın gelecekte salary cap derdi olmayan sınırsız bütçeli Avrupa kulüplerinin NBA yıldızlarını senelik 30-40 milyon dolarlık sözleşmelerle kadrolarını kattıklarını görürsek hangimiz şaşırırız? Misal Roman Abramovich tarzı multimilyarder işadamlarının bunu yapmasına kim engel olabilir ki? Çok değil 7 yıl sonrasını düşünelim: 30 yaşına gelmiş, NBA şampiyonluğu ve MVP ödülleri tatmış bir LeBron James'in kendi küresel marka değerini daha yukarı taşımak ve bunu yaparken de senede 40 milyon dolar kazanmak adına Avrupa'da oynaması fikri kulağa artık o kadar da abes gelmiyor.

Bu noktada gelmesi muhtemel bir kontra görüşü de değerlendirmeye çalışacağım. Bilindiği üzere David Beckham geçtiğimiz sezon MLS takımlarından Los Angeles Galaxy'ye tranfer oldu ve halen dünyanın en iyi 30 futbolcusundan biriyken yaptı bunu. Tabii ki en formda döneminde değildi ama yaşını başını da almamıştı hani. Üst düzey top oynayabilecek 3-4 senesi varken o daha fazla para kazanmak ve küresel bir ikona olarak değerini arttırmak için Hollywood'a gitmeyi tercih etti. Bu tranfer gerçekleştikten sonra Avrupa'da bir allahın kulu çıkıp "MLS güçleniyor" , "yakında mali güçleri sayesinde tüm yıldızları kapacaklar", "UEFA'nın radikal değişikliklere gitmesi lazım" falan demedi. Çünkü biliniyordu ki: 1-UEFA'nın bünyesine dahil kulüplerin ekonomik gücü MLS'ten kat kat fazla. 2-Altyapı ve endüstriyel olarak Amerika'daki futbol Avrupa'yı tehdit edecek düzeyde değil 3-Avrupa'nın dünya futbolundaki hakimiyetiyle NBA'in mutlak hakimiyeti arasında dağlar kadar fark var. Bugün Freddy Adu gibi ABD futbolunun geleceği olarak görülen bir yetenek bile yedek kalma pahasına Avrupa kulüplerinde oynamayı tercih edebiliyor. Fakat Childress örneğinde bambaşka bir durum var. Bir manada NBA ilk defa ihtiyaç duyduğu bir yeteneği ihraç etmiş oldu hem de bedavaya!

'Brandon Jennings Hadisesi' adlı yazımda da belirttiğim gibi Avrupa kulüplerinin NBA ve hatta NCAA için gerçek bir tehdit haline dönüşmesi sürecine resmi olarak adım atmış bulunuyoruz. NBA'in bu gidişatı yavaşlatmak ya da tersine çevirmek için en kısa zamanda salary cap ve draft sisteminde değişikliklere gidebileceğini öngörmek artık hayalcilik değil. Bundan kastım tabii ki salary cap'in kaldırılması değil ama vergi eşiğinin çok daha yukarılara çekilmesi. 2008-09 için belirlenen 58 milyon dolarlık sınırı 2010-11'de 70-80 milyon olarak görürsek hiç de şaşırmayacağım. Çok değil 10 sene önce Amerikan basketbolunun yenilmez olduğuna gözü kapalı inanıyorken 2002'de yaşanan şoku düşününce Avrupa-ABD arasındaki rekabetin bu noktalara gelmesi bir kehanetin yavaş yavaş gerçeğe dönmesi gibi. Kapitalizmin tüm vahşiliğiyle ABD'yi vurduğunu görmenin ironisi ise o ünlü reklamın dediği gibi "paha biçilemez".

*1: Larry Bird Exception: Salary-cap'i aşmış takımların serbest kalan oyuncularına yeniden sözleşme önerebilmesi kuralı. Bir oyuncunun bu kategoriye girebilmesi için 3 sezon boyunca takım değiştirmemiş ve sözleşmesi feshedilmemiş olmalıdır.

*2: Mid-Level Exception: Her takımın salary cap'i aşsa dahi kadrosunda en fazla 1 tane MLE sözleşmeli oyuncu bulundurabilmesi hakkı. MLE, NBA'deki ortalama maaş miktarına göre belirlenir. 07-08 sezonunda bu rakam 5.5 milyon dolardı.

Monday, June 30, 2008

Brandon Jennings Hadisesi



Brandon Jennings...Kenny Anderson kadar hızlı, Allen Iverson kadar gösterişli, Magic Johnson kadar iyi bir pasör(e biraz da abartalım) ve-evet- saçlardan da anlayacağınız gibi MC Hammer kadar da rüküş. Onun basketbolda yeni bir akımın öncüsü olacağı söyleniyor. Merak etmeyin saç kesimiyle değil.

Henüz 18 yaşındaki 1.85'lik guard eğer Arizona için girdiği SAT sınavını geçemezse 1 sezonluğuna Avrupa'da forma giyeceğini ve NBA Draftı'na kolej oynamadan gireceğini açıkladı. Eğer dediğini yaparsa bunu gerçekleştiren ilk Amerikalı basketbolcu olacak. NBA, 2006'da aldığı kararla liseden draft olmayı yasaklamış ve seçmelere katılabilmek için atletlere yaş sınırı getirmişti(19). Bu yolla hem NCAA basketboluna katkıda bulunmayı hem de ligi talan eden yetenekli ama altyapısı zayıf gençlerden kurtulmayı hedefliyorlardı. Fakat şöyle de bir gerçek var ki: her basketbolcu adayı Allan Houston ya da Grant Hill değil. Çoğu fakir ailelerden geliyorlar ve yine kurallar gereği profesyonel olmadan hiçbir sponsordan hediye ya da para kabul edemezler. Kolejde geçirilecek bir yıl ailelerine 1 sene daha masraf olmaları demek ve bu da Brandon Jennings gibi birçok ismin kaldıramayacağı bir yük.

Lise sonrası Avrupa'da 1 sene profesyonel basketbol oynama fikri, basketbolun pazarlama dehası Sonny Vaccaro'dan çıkmıştı. Michael Jordan, Kobe Bryant ve LeBron James gibi yıldız isimlere ilk büyük kontratlarını imzalatan isim olan Vaccaro'nun bu fikri 2009 Draftı'nda ilk 5 sıradan seçilmesine kesin gözüyle bakılan Brandon Jennings'in aklını fazlasıyla çelmiş gözüküyor.

Peki eğer Jennings dediğini yapar ve başarılı bir örnek oluşturursa uzun vadede bunun basketbola ne gibi getirileri ya da götürüleri olacaktır? Büyük bir geçmişe sahip olan NCAA basketbolunun ilk aşamada büyük yaralar alacağı kesin ama muhafazakarlığı bir tarafa bırakıp profesyonel basketbola daha uygun yeniliklere imza atarlarsa bu hem lig hem de genç oyuncular için daha iyi bir gelecek anlamına da gelebilir. Hücum süresinin 35 saniye olduğu ve üçlük çizgisinin NBA ölçülerinden yakın olduğu bir ligde oynanan amatör basketbolun ne kadar eğitici olduğunu ilk sorgulayan ben değilim elbette. Yazının kahramanı Brandon Jennings'in de bu konuda şüpheleri var ve geleceklerini sadece basketbol üzerine kuran gençlerin konsantrasyonunun derslerle bozulmasının pek de iyi bir şey olmadığını da düşünüyor genç yıldız adayı.

Peki ya Avrupa basketbolu ve NBA? Son senelerde CSKA, Olympiakos, Panathinaikos gibi takımlar bütçe olarak NBA salary cap'ine yaklaşmaya başladılar. Toronto Raptors'da bir rol oyuncusu olarak senede 4.5 milyon dolar kazanan yaşayan Euroleague efsanesi Anthony Parker'a Olympiakos'un geçtiğimiz günlerde yaptığı 3 yıllığına 30 milyon dolarlık teklif dudak uçuklatıcıydı. Parker'ın salary cap nedeniyle NBA'de bu paraları kazanması imkansız. Dolar'ın Euro karşısındaki önlenemez düşüşü ve Avrupa'da herhangi bir parasal limitin olmaması yakın gelecekte kimi NBA yıldızlarının Avrupa'ya kaymasına sebep olabilir. Tüm bu gelişmelerin üstüne Brandon Jennings tarzı oyuncular, ilk senelerini Avrupa'da geçirdikten sonra NBA'e geçmek isterlerse çaylak kontratına kanaat etmeleri gerekeceği için Euroleague'de kalmayı da yeğleyebilirler. Gerçi bu ilk 14 sıradan seçilen oyuncular için bu büyük dert yaratmaz sonuçta senelik 2 ila 4 milyon dolar arası bir para kazanacaklar ama NBA yıldızlarının hepsinin de lottery oyuncusu olarak lige adım attığı söylenemez. Euroleague takımları mali bakımdan NBA'i zorlamaya devam ederlerse yakında NBA'deki yıldız oyuncu kalitesinin aşağılara indiğini buna karşılık Avrupa liginin hızla geliştiğini görebiliriz. Bu da kuşkusuz NBA'i salary cap ve çaylak kontratı gibi konularda radikal değişiklere gitmeye itebilir.

Gördüğünüz üzere genç bir yıldız adayının "ne kolej derdi çekeceğim giderim Avrupa'da paramı kazanırım" demesi nice değişikliklere ve belki de devrimlere yol açabilir. Eğer Jennings seneye Avrupa'da oynarsa bu tarihi bir maceranın başlangıcı olacaktır. Umarım 2008/09 sezonu NBA 09 Draftı'nın en iyi 2 guard adayı Ricky Rubio ile Brandon Jennings'i aynı ligde gördüğümüz ilk sezon olur.